19 Ağustos 2016

Keşke Dünya Beşten Büyük Olsa

Ah Çaresizlik! Vah Sahipsizlik!

Dünya acımasız, vicdansız, açgözlü gaddarların elinde oyuncak olmuş. Kuralları da, yasaları da kendileri koyup, kendileri uygulayıp, kendileri bozmaktadırlar. Koca dünya bir avuç zümrenin elinde tutsaktır. İşlerine geldiğinde ota böceğe dünyayı ayaklandıran bu kara zümre ülkeleri, nesilleri geleceği yakıp, yıkıp yok ederken aynı maharetle milyarları sus pus etmektedirler.

İşte böyle bir çaresizliğin, böyle bir sahipsizliğin en can alıcı resimlerinde bir bugünlerde düştü basın yayın ürünlerine. Suriyeli Ümran sessiz bir çığlık ile paramparça etti milyarlarca suskun münzeviyi. 

Öyle çaresiz, öyle ümitsiz bir çığlık ki bu onca felaket, onca acı duruma karşın sus pus etmiş bu taş kesmiş küçük Ümran’ı.

Sanki tüm dünyanın taş kesmişliği Ümran'da hayat bulmuş gibi.

Daha ne kadar taş kesip susacak insanlık bu kara zümrenin esaretine, eziyetine ve insanlığı bitirişine! Daha kaç Ümran böyle taş kesip lal olacak acıların çaresizliği, insanlığın yalnız bırakmışlığı nedeni ile!

Keşke milletler birleşmese de, böyle büyük gaddarlıklar, böyle vicdansız kıyımlar sahipsiz kalıp, kılıf bulamayıp yer yüzünden yitip gitse.

Keşke Dünya Beşten Büyük Olsa; Ümran bir çığlık atsa "anneeee" diye! Kim bilir annesi nerede? 

Keşke Dünya Beşten Büyük Olsa; Ümran ağlasa hıçkıra hıçkıra "canım acıyor" diye?

Keşke Dünya Beşten Büyük Olsa; Ümran böyle taş kesip bizi çaresizliğimizin utancına mahkûm kılmasa!

Keşke Dünya Beşten Büyük Olsa; Bu vicdansızlığın utancını daha fazla yaşamasak.....

11 Ağustos 2016

Böyle Bir Nesil Nasıl Yetişti

Anlık, Günlük acil tüm tepkiler, tedbirler, uygulamalar bir yana asıl üzerinde Milletçe durup düşünüp,; Hakiki, samimi tespitlerden bulunup; Kalıcı ve etkili çözümler bulmamız gereken TEMEL SORUNUMUZ budur.

Biz kendi ellerimizle böyle nesiller yetiştirmekte ve onlarla mücadele ile yıllarımızı, nesillerimizi heba etmekteyiz. Bu Nasıl bir MİLLİ sistemidir?

Ne zaman ki bu sistem bizim olur ve biz tamamı ile özgürce bu sisteme hükmeder ve Vatansever, Şuurlu, Düşünen, bilen, saygılı, sorgulayabilen, değerbilen inançlı nesiller yetiştirebilirsek, İŞTE O ZAMAN BAĞIMSIZLIĞIMIZA KAVUŞMUŞ OLACAĞIZ.

10 Ağustos 2016

Bırakın Şu “Fakir ve Zeki Çocuktuk” masalını

Tarihin en hain en sinsi yapılanmasının 40 yıllık uzun oyunu, 15 Temmuz 2016 günü yaptığı en adi kalkışma ile sahne buldu.

En hainlerin, En zekilerin, En sinsilerin en büyük oyunu dünyamızın en kahraman en yürekli ve en vatansever milleti tarafından en umulmadık biçimde ters yüz edilip, rezil rüsva bir hale sokuldu.

Oyun bozulup, hainlerin gerçek yüzleri bir bir ortaya çıkıp cezalarını çekmeye başladıkça hepsinin ortak ifadesi “Çok fakir ama zeki çocuktuk” klişesi.  Sanki tüm bu hainliğin, tüm bu ihanetin, tüm bu nankörlüğün ve de tüm bu Ahmaklığın tek sebebi “Fakirlik” ve “Zeki” olmak….

Hâlbuki bunun tek bir nedeni var o da “kanı bozukluk”. Altına nefs, para, makam, hırs gibi zayıflık musibetlerini koyabiliriz.

Bizlerde bu ülkenin benzer şartları altında bir yaşam mücadelesi verdik. Bizlerde onlar kadar fakir ve onlar kadar zeki idik. Çok şükür onlar gibi kanı bozuk, onlar gibi hain çıkmadık.

Bizde bilirdik bedava ders almayı, bedava karın doyurmayı, bedava yurtta kalmayı. Ama az olsun helalinden olsun dedik; Dertsiz aşım ağrısız başım dedik. Olduğu kadar öğrendik, olduğu kadar yedik, olduğu kadar başımızı bir çatı altına emanet ettik.

8 Ağustos 2016

Tehlike Neden Mi Devam Ediyor?

15 Temmuz 2016 tarihi, olacağı bir şekilde tahmin edilen; Ancak bu kadar alçakça ve bu kadar haince olacağı akla gelmeyen bir darbe girişimin başladığı tarih. Aynı şekilde akla/mantığa gelmeyen, tahmin edilemeyen bir Cesaretle, kahramanlıkla bastırıldığı tarih.

Bu şekilde açık ve ortaya saçılmış bir kalkışma sonrası adına dost/Müttefik dediğimiz riyakar ve açık düşmanlarımızca bu kadar açık ve hayasızca yalnız bırakılıp, darbeyi bastırdığımız için tehditlere maruz kaldığımız konusu ortada duran kocaman bir gerçektir.

Bu kez alenen, anladığımız kadarı ile Düşmanlarımız kendilerini saklama gereği görmemiş ve niyetlerini açıkça belli etmişlerdir. Bunun en büyük nedeni ise 15 Temmuzun beledikleri gibi sonuçlanacağına olan sarsılmaz inançları ve akıllarının almadığı bir biçimde bastırılmasının yarattığı ağır tahribattır. Şu an şuursuzca davranmalarının nedeni, beyinleri “error” vermiş ve tepkileri kontrolsüz bir refleks halini almış olmasındandır.

Yoksa bunların en uzman oldukları şey yalandan demokrat olmaları, yalandan destek beyanlarında bulunmaları ve arkadan oyunlarını oynamaya devam etmeleridir.  Ancak öyle bir tokat yediler ki, felekleri şaştı ve ne yaptıklarını bilmeyen bir duruma geldiler. Toparlanmaları ve eski sahte yüzlerine bürünmeleri zor olacak.

Diğer yandan bunca zaman geçmesine rağmen hala pozisyonlarını değiştirmemeleri, kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırıp kapımıza gelmemeleri ve hala üst tondan konuşmalarının bir nedeni olmalı:

15 Temmuz 2016 Safhımız