19 Temmuz 2016

Kesinlikle Duyar eklemeye Çalışmıyor;Duyar diye beklemiyoruz

15/16 Temmuz 2016 tarihlerindeki memleketin uğradığı bu alçaklıkta, bu hainlikte ve bu değişiklikteki gözü dönmüş saldırıyı idrak edebilmemiz, anlamlandırabilme için hep bir yerlere bakma, dinleme, görme çabasında olduk. Tek başımıza başa çıkabilecek bir şey değildi bu.

15 Temmuz 2016 gecesi Sayın Başbakanımız Binalı Yıldırımın aşırı, sakın ve fısıltı gibi gelen "O" "Kalkışma Var" açıklaması bizi saatler süren bir ağır çekim yaşama sürükledi.

Belli bir an donduk kaldık! Hem ekrandaki spikerin hem de bizlerin bunu idrak edip, beynimize uçuşan şaşkınlık, korku, inanamama iletileri ile başa çıkması epey bir zaman aldı.

Ta ki bu işin hedef tahtasındaki bir numaralı ismi Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın telefon ile "Ne duruyorsunuz, haydı sokağa" demesine kadar her şey durdu.

O durma anında silahlar doldu, tanklar kışladan çıktı, uçaklar, helikopterler havalandı ve namusumuzu, onurumuzu, geçmişimizi, geleceğimizi ele geçirmeye, yok etmeye başladı. O durma anlarında pek çok hain, kalleş el tetiklere basıp, kahramanlarımızı şehit ederken, pek çok gözü pek vatansever ise erken davranıp bunlara karşı durmayı başardı.

Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile onbinlerce kahraman insanımız sadece BİR AN bile düşünmeden sokaklara fırladı. BİR AN bile düşünmeden tankın tüfeğin önünde durdu. Ve pek çok gözü dönmüş hain BİR AN bile düşünmeden o tankları sürdü bu kahramanların üstüne; Ve pek çok gözü dönmüş hain BİR AN bile düşünmeden bastı tetiğe bu kahramanların hemen yanında duran cengaver bedenlerine; Ve pek çok hain BİR AN bile düşünmeden bastı uçurdukları bu memleketin uçaklarının, helikopterlerinin Bomba fırlatma düğmelerine, param parça etmek için kahraman Milletimizin yerdeki bir araya gelmiş iman dolu gücünü.

Çağla Şıkel Keşke Biraz Daha Sussaydı...

O  jet sadece senin tependen mi geçti, o ezanları sadece sen mi duydun, benim ailem çoluğum çocuğum yok mu' diye isyan eden Şıkel şunları yazdı; 
Sustum sustum ama dayanamadım... Huyum kurusun bir yerde patlıyorum. Birkaç gündür abuk sabuk yazan vatandaşlara sözüm! Siz ki insanları ünlü veya halk veyahut da polis ya da asker diye ayıransınız, bana mı ya da bize mi hesap soruyorsunuz? İyi ki tanınmışız iyi ki televizyona çıkıyoruz, ulan biz insan değil miyiz? O jet sadece senin tependen mi geçti? O ezanları sadece sen mi duydun? Benim ailem çoluğum çocuğum yok mu? Benim nefesim kesilmedi mi? Ben o patlamalarla yerimden hoplamadım mı, yan gelip yattım mı? Çocuklarım yanımda değildi diye sevineyim mi üzüleyim mi, şükür mü edeyim bir başıma? Ben düşmedim mi, ekmek makarna peşine? Dolabıma bakmadım mı, neyim var neyim yok diye? Yarın nasıl bir ülkeye uyanacağız endişesi yaşamadım mı? Ben insan değil miyim, illa size açıklama yapmak zorunda mıyım? Size ne benim tarafımdan, tarafsızlığımdan? Önce insan olun oturun bana veya ünlülere çemkireceğinize dua edin ülkemiz için hayatını kaybeden insanlar için! Ha bir de af dileyin haklarını yediğiniz, insanlıklarını bilip bilmeden sorguladıklarınız için.

Evet korktuğundan, evlatlarının geleceği derdine düştüğünden tanklara, toplara karşı duramayan bu muhterem, “Gövdesini, evladını, malını” VATANINA HİÇ DÜŞÜNMEDEN FEDA EDEN kesime ÇEMKİRMEYİN diyebilecek kadar cesur olabiliyor.

“Susmuş, susmuş ama dayanamamış…. Huyu kurusun bir yerde patlayabiliyormuş” … Ne ilginçtir ki Ülke bombalanırken, Millet kurşunlanırken, devlet elden giderken patlamıyorda; Gururu incinince, iki ağır söz işitince patlıyor.

29 Haziran 2016

Terörden de aşağılık bir yöntem: Mahlukatlar ile saldırmak

Ne yazık ki, yüzyıllı aşan bir süredir bu topraklar üzerinde yerleşmiş, milletin kanını emen ve her türlü pis zehrini salan bir kesim var. 

Osmanlının yıkılmasına, milletin peru perişan olmasına sebep olan bu kesim, Cumhuriyet döneminde ise yeni kurulan devletin en hassas noktalarına, en can alıcı yapılanmalarında kendine çok önemli mevkiler almıştır.

Bunların tek bir görevi vardır: Sahiplerinin isteği noktasında ülkeye yön vermek, ayar çekmek ve istenilen istikamette gitmesini sağlamaktır.

Bunlar insanlığın en aşağılık, en haysiyetsiz, en cibilliyetsiz, en ahlaksız, en rezil kısmında yer alan kişilik yapısına sahip mahlûkatlar sınıfındadırlar.

Bırakın vatan, millet, din bağını, sevgisini; İnsan olmanın temel değerlerinden vicdan, ahlak gibi konularda bile akıl almaz bir sapma içindedirler.

Bunlar memleketin her saffına yayılmış, çeşitli güç ve ebatlardaki hain emir erleridir. Kimi sanatçı, kimi gazeteci, kimi işçi, kimi siyasetçi, kimi mimar, kimi doktor, kimi din adamı, kim, öğretmen, kimi patron gibi yüzlerce kılıf altında ülkeye zehirlerini saçmakta milletin kanını emmektedirler.

Bunları ele veren en şaşmaz en yanılmaz turnusol kâğıdı iktidara karşı olan muhabbetlerinde ortaya çıkmaktadır.

Bunların tek görevi, bağlı oldukları sahiplerinin talimatı doğrultusunda, ülkeyi yönetilemez hale getirmektir. Bunun için bu konuda, hangi partiden olursa olsun tüm iktidarları yıpratmak, çalışamaz hale sokmak ve itibarlarını alaşağı etmek için her türlü rezilliği, aşağılığı, insanlık dışı şeyleri yaparlar.

Biliniz ki akıl dışı, mantık dışı bir biçimde tüm iktidarlara bu şekilde yaklaşan kimler veya kuruluşlar varsa bu sınıftandırlar. Bunlar için iktidarda kimin olduğunun hiç bir önemi yoktur; Tek önemli olan hükümetlerin güçlü olup olmadığı ve ülkeyi yönetip yönetememe etkinlikleridir.

Eğer ki güçlü bir hükümet ve ülkeyi yönetmede etki bir iktidar söz konusu ise bunlar hemen kendilerini belli ederler. Hiç bir zaman zayıf ve etkisiz hükümetlerle işleri olmaz; Tek dertleri bunu fırsata çevirip, tıksırıncaya, patlayıncaya kadar ülkeyi sömürmek olur.

14 Haziran 2016

Hayvanlığından Utanan gafiller! Darwinin kemiklerini sızlattınız be....!

Mübarek aylar geldi ya! Belli bir kesimde planlı ve programlı bir biçimde dine, inananlara saldırılar başladı.

Dinle imanla alakası olmayanların bir kısmı bu zamanlarda din alimi kesilip, sözde inanların haklarını savunurken, bir kısmı ise dinle ilgili her ne varsa yıpratmaya, toplumu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar.

Din alimleri, din programları, dini ritüeller yoğun bir biçimde saldırıya maruz kalıp, dejenere edilmeye uğraşılıyor. Karikatürler, köşe yazıları, sosyal medya araçları ile bu genele yayılıp, Mübarek ayların yarattığı pozitif hava yıpratılmak isteniyor.

Ramazan programı yapanların aldıkları ücretlerden, absürt sorulara, yapılan ayrıntıdaki yorumlardan, oluşan 3.sayfa haberlerindeki dini ilintilere kadar hepsi usta işi bir biçimde kullanılarak, organize bir saldırı gerçekleştiriliyor.

Şimdilerde öne çıkan bir kurban ise TRT'nin iftar programında "Namaz kılmayan hayvandır" açıklamasını yapan profesör!

Ne garip bir memleket! Ne ala aslı belli olmayanların bu şekilde çıkardıkları curcunalar. Hiç birinin aslı, ebedi, kökü ve aidiyetleri belli olmadığından her dönem farklı farklı çalıp oynamaktalar ve toplumu uç noktalara götürüp temel değerlerini yıpratmaktadırlar.

Daha düne kadar okullarda bilim diye zorla bize "İnsan Hayvandır", "İnsan maymundan gelmektedir" şeklindeki bir zırvayı dikta edip beyinlerimize sokmaya kalkanlar, bir anda hayvan olmaktan rahatsız oldular.

Ne o! Evrim teorisi çöktü de bizim mi haberimiz yok! Bi anda maymundan geldiğinizi unutuverdiniz!

Bakın işte! Sivri dilli bey amca ne güzelde kendini ekranın ışıltısına kaptırmış, coşmuşta coşmuş. Bir şekilde insanın hayvana yaklaştırmış. Ters yönden de olsa evrim teorisine doğru bir adım atmış. Kim bile bilir beklide yarın öbürsü gün bu sınıfa kurban kesmeyenleri, zekât vermeyenler, hacca gitmeyenler ve en sonunda yer yüzünde ne kadar günaha bulaşmış varsa sokarak geniş bir yelpazeye ulaşacak.

Böyle bi fırsatı nasıl teperek hayvanlığınızı utanılacak bir kılıfa sokarsınız. Evrim teorisine böyle bir destek bulmuşken, bunu nasıl böyle ucuz bir polemiğe kurban edersiniz!

Hayvanlığını unutan bre gafiller! Size tek bir söz denir: Darwinin kemiklerini sızlattınız be!