Bilim adı altında her türlü
ahlaksızlığa, akıl dışılığa, ayrımcılığa, sapkınlığa ve doğaya aykırılığa sahip
çıkan ve onların yaygınlaşması için can siperane çaba harcayanlar, bu konularda
manipülasyona, enformasyona ve her türlü yıpratıcı algı operasyonlarına da ara
vermeden devam ediyorlar.
Maymunda geldikleri tezini bilim
diye sorgulanamaz bir gerçekmiş gibi ders kitaplarına yerleştirmeyi başaran bu
sapkınlar, benzeri pek çok düşünceyi de bu şekilde dünya düzeni içine
yerleştirmeyi başarmışlardır.
Nasıl ki din kisvesi altında pek
çok bozukluğu, hurafeyi, sahte inancı insanlara kabul ettiren din sömürücüleri
olduğu gibi, benzeri daha vahim şeyleri bilim kisvesi altında dogmatik hale
getiren binlerce bilim sömürücüsü var.
Bunlar hemen hemen tüm bilim
dallarında kabul görülmüş teori, kanun gibi kalıplaşmış bilgiler ve öğretiler
halini almıştır. İktisattan, sosyolojiye, psikolojiden fen bilimlerine kadar
geniş bir yelpazede bu bozuk düşünceler hakimdir. Pek çoğu bilimsel düşünceye
tamamı ile ters bir biçimde tartışmaya kapalı ve kesin hüküm içeren şeylerdir.
Maymunda gelmeyi fen bilimlerinde
bize dikte eden bu anlayış, iktisatta sömürülmeyi bir ekonomik doktrin olarak
karşımıza dikmektedir. Diğer yandan cinsel bozuklukları, sapkınlıkları da Freud
vb ile olağan hayata katmaktadır.
Eşcinselliği bile doğal ve
demokratik bir hakmış gibi olağan hale getirmeye çabalayan bu bozuk anlayış,
evlilik dışı ilişkileri, insan yaşamına kast eden kürtajı, çoğu dönüşüme
uğrattığı sözde medeni ülkelerde uyuşturucuyu bir hakmış gibi savunmakta ve
sunmakta her hangi bir abeslik görmemektedirler.
Kadın bedeninin vahşi, kaba ve
hoyrat bir biçimde ticari ürünlerin tanımında doğal bir meta haline getiren bu
düzende, gıdadan, araba lastiğine, iş makinelerinden, bilişim teknolojilerine
kadar en uç noktalarda bile kadın vücudunu kullanmakta bir çekince
bulunmamaktadır. Öyle ki müzik sektöründen, sanat çevrelerine, basın yayından
eğitim çevrelerine yoğun bir biçimde kullanılan cinsellik artık alışılmış ve
kanıksanmış bir gerçeklik halindedir.
Bu geniş yelpazedeki çarpıklığın,
sapkınlığın ve gayri doğallığın yaygınlaşması, kalıcı olması ve karşı akımlara
karşı korunaklı olması konusunda zımni bir biçimde anlaşmış, fikir ve eylem
birliği yapmış bir cephe gece gündüz her türlü yolla bu konuda bıkmadan
çalışmaktadırlar.
Ama söz konusu milli değerler
veya dini inanışlara geldi mi aynı cephe aynı güç ve birliktelikle bir yıkıma
beraberce kazma kürek dalmaktadırlar.
Bariz örnek olması açısından her
türlü eşcinselliğe sonsuz destek verenler, evlilik dışı ilişkileri doğal bir
özgürlük alanı olarak destekleyenler her ne hikmetse dini açıdan belli
kuralları ve yükümlülükleri olan 4 evliliğe şiddetle karşı çıkmaları komiklik
dışı bir zırvalık iken, bir şekilde kabul edilen toplumsal bir gerçeklik ve
suskunluktur.
Aynı cepheyi bu parça parça, konu
konu saldırılar ve yıpratmalar kesmemiş olacak ki, top yekün Diyanet Kurumunu
yıpratmaya ve yıkmaya yönelik saldırılara başlamışlardır. Kendi sapkın
zihniyetlerinin ürünü olan uydurma, kurmaca ve tahrip etme oyunları ile pis
içerikli bir gündemle doğrudan DİYANET İŞLERİ KURUMUNA saldırmaktadırlar.
Ramazan ve Kurban öncesi
sistematik saldırıları ve madde madde seçtikleri bazı kilit kavramları dışında
top yekün bir İSLAM saldırısı vardır. Dünya genelince Terörist İslam algısı ile
yıkamadıkları bu alemi, sağlam ve dirayetli saygın kurumlarını yıkarak bu
hedefe ulaşma gayreti üst seviyededir.
Bu sapkın, akıl dışı, ahlak dışı
ve inanç dışı saldırılara karşı sağlam bir birliktelik ile karşı durulmalı, her
türlü insanlık dışı yeni saldırılara hazırlıklı olunulmalıdır. Bu yolda her
türlü hainlik, içten yıkım, arkadan hançer beklenilmelidir. Çünkü şer
cephesinin zafer kazanmak adına yapamayacağı hile, numara, vicdansızlık yoktur.
Demokrasi, İnsan Hakları, Doğayı koruma
gibi anlamı değiştirilmiş ve bir silah haline getirilmiş kavramlar ile
toplumları, kurumları, devletleri çürüten, deforme eden, bozan bu akımlar, bu
konuda zayıf, korumasız, tepkisiz kalan tüm hedefleri yıkıp, sömürüp viraneye
çevirmiştirler.
Sağlam inanç, vicdan, akıl bu
yolda ışık ocaktır. Geçici heveslere, sahte bilgilere, kurmaca görüntülere
kanmamalı, fitne ve fesadın kahpe tuzaklarına düşülünülmemelidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder