13 Mart 2017

Ulan Bir Kerede Ülkenizin Yanında Yer Alın Be!

Ülkemiz adı konmamış sinsi, kahpe bir savaşı içinde var olma mücadelesi, veriyor. Altan alta, gizli gizli, maskeler ile anlamını yitirmiş sözde değerler ile akla hayale gelmeyecek kalleşlikler ile yapılan saldırılara direniyor, karşı koyuyor ve fırsat bulabildikçe karşılık vermeye çalışıyor.

Adamlar gizli/açık fark etmiyor her türlü terör örgütü ile üstümüze geliyorlar. En kahpe yöntemlerle sivil/resmi, çocuk/yaşlı demeden katlettiriyor; Sonrada bunu yapanları içine tüküresimiz gelecek kadar kirlettikleri “İnsan Hakları” “Demokrasi” ve bin bir kılıfa soktukları “Evrensel” bilmem ne hakları ile katillerinin koruma altına alıyorlar.

Yetmiyor içimizden devşirdikleri veya içimize yerleştirdikleri sözde bizden gibi görünen hainlerle içimizi oyup, sırtımızdan hançerleyen satılmışlar ile saldırıyorlar.

Yetmiyor! Yıkılmadıkça, yılmadıkça hatta üstelik daha da güç kazanıp karşı koydukça kudurmaya başlayıp kör sağır dilsizi oynayıp alenen yaşanılan kalleşliklere, evrensel ihlallere ve savundukları değerlere aykırı tüm aleyhimize olan gelişmelere tepkisiz kalıp, zamanla bunları gerçekleştirenleri kanatları altında korumaya alıyorlar.

Yetmiyor! Kendilerinden geçip, her şeyi bir yana bırakıp, kendileri kuduz köpekler gibi yerli yersiz hır çıkarıp olmadık yerlerde olmadık zamanlarda saldırıyorlar.

Ne yazıktır ki, ne acıdır ki; Bu kadar açık, bu kadar aleni düşmanlıklar karşısında, belli bir kesim çaktırmadan, el altından, sinsice, hatta bazen utanması kalmayanlarca aleni bir biçimde, ülkemize sırt dönüp, bu alçakça, kahpece saldıranların yanında saf tutmaktadırlar!

Her şeyi bir yanı bırakıp, ülke savunmasına, ülke onuruna, ülke çıkarına koşup kendilerini siper edeceklerine; Bu onurlu işi yapanların ayağını kaydırmaya, sırtına ilave yük olmaya, şevkini kırıp, düşmana güç, mevzi ve moral kazandıran zavallılara yazıklar olsun! Bu kadar mı nefretle dolusunuz? Bu kadar mı nutkunuz tutuk, içinizi kötülükle dolu?

Ulan bir kerede âmâsız, fakatsız ülkenizin yanında durun be! Ulan bir kere de ülkenize, milletinize atılan okun önüne göğsünüzü, kimin attığına, kime varacağına bakmadan siper edin be! 

Hadi o yürek yok, o karakter yok sizde; Bari okun menziline göre hesap kitap yapıp, duruş belirlemeyin be!

Yazıklar olsun bu kahpe düşüncelere; Yazıklar olsun bu kalleş beyinlere!

Ulan bir kere de karşılıksız sevin bu vatanı, bu milleti!

Selam olsun bu ülkeyi/bu milleti canından öte can bilip sevenlere; Onun için hiç düşünmeden göğsünü düşmana siper edenlere....

14 Şubat 2017

Evet! Nedir Kararımız?

Yine bir seçim zamanı geldi çattı. Yine iş millete düştü. Allah'a (c.c) şükür ki bu millet seçimlerinde hiç yanılmadı. Yanıltılmaya çalışılsa da alternatifler arasında en uygun tercihi daima yaptı.

Yanılan, yanıltan çoğunlukla onun iradesine saygı duymayanlar ya da onun emanetine sahip çıkamayanlar oldu.  Allah'a (c.c) şükür ki uzun yıllardır Milletin emanetine sahip çıkan, onu yanıltmayan bir lideri var. Düşse de kalksa da, yanıltılsa da, aldatılsa da, yalnız bırakılsa da her zaman tek çare, tek dayanak noktası olarak Milleti gördü ve onun emanetine canı pahasına sahip çıktı. Aynı şekilde bimukabil Millette ona sahip çıktı, canı pahasına onu yem etmedi bu kendisinden olmayan düzenin çarklarına.

Bu sefer ki seçim tercihleri açısından iki şıklı, görece basit. Ancak sonuçları itibarı ile yıllarımızı etkileyecek, milletimize yön verecek, istikbali kökünden etkileyecek bir seçim.

Pek çok argüman, farklı farklı versiyonları ile karşımıza çıkmakta ve çıkacakta. Seçim anına kadar iki farklı tercihi savunmak ve bizlere tercih ettirmek için değişik propaganda araçları ile etrafımız sarılacak. Pek çok kişinin kafası karışacak, pek çok kişi belki de birkaç kere fikir değiştirip kararsız kalacak.

Bizlerin bu seçimde önceliği, iki farklı görüşün arkasında kimler var. Kimler savunuyor bu tercihleri olacak. Diğer bir kriter ise bu tercihleri savunanları argümanları nedir, ne için evet ne için hayır diyorlar olacak.

Öncelikli olarak bir yola çıkmış olanı bu yolda yarıda bırakmak, yalnız bırakmak olmaz düsturu ile bakacağız olaya. Büyük bir sapma, büyük bir yanıltma veya emanete halel getirecek büyük bir ihanet haricinde yola çıkanla yola devam edilir, ahlakı sağlam olanlar açısından.

İkincisi samimiyet. Evet ya da Hayır’ı savunanlar fikirlerinde ne kadar samimi? Ne kadar inançlı? Sırf propagandasına etki etsin diye inanmadığı hatta tam tersi fikirlerle mücadele ettiği görüşlerle mi, ya da evvelinden beri inandığı, savunduğu görüşlerle mi karşımızdalar? Materyalleri gerçek mi, uydurma mı, iftira mı? Görüşleri, materyalleri arasında çelişen, birbirini çürütenler var mı?

Yılların tecrübesine dayanarak gördük ki iyi de kötüde çeşit çeşit. Kimisi hemen fark edilebilse de, kendini belli etse de; Kimisi de ustaca, sinsice kendini gizleyebilmekte, kamufle edebilmektedir. Ama kim olursa olsun neticede iş halkın eleğinden geçmeye kaldığından ak ile kara belli olmaktadır gün gibi… Bu seçimlerin en güzel yanı sonuçlarından çok, öncesinde yaşanılanlar ve bu seçimde kendini belli eden taraflardır. Taraflar farklı farklı renklerde olsalar da, farklı farklı sözler söyleseler de temel olarak birkaç ana kaynaktan beslenmekte ve birkaç ana kaynağa bağlı olmaktadırlar.

O yüzden temeli sağlama aldıktan sonra, rotayı belirlemek daha kolay ve güvenlidir. Allah’a (c.c) çok şükür ki temel olarak muhkem bir yapıya sahibiz ve bugüne kadar ki tercihlerimizde de bunun verdiği güven ile isabetli tercihler yaptık. Bundan sonrada inşallah aynı isabetli tercihlerle yola devam edeceğiz. Ortalık ne kadar karmaşık olsa da, fırtına ne kadar şiddetli yaşansa da, hakikati gösteren bir Deniz feneri olduktan sonra kaptan muhakkak ki çıkmayı başarır bu tehlikeli sulardan sonunda.



31 Aralık 2016

2016 "İhanetler Yılı ve Muhteşem Direniş"




Koca bir yıl geride kaldı. 2016 yılı bitiyor.... Nasıl geçti bir çırpıda koca 365 gün, akıl sır ermiyor. O kadar hareketli, o kadar beklenmedik olaylar yaşandı ki hepsini bir çırpıda hatırlamak mümkün değil... Özetlersek ve bizde kalan intibaları sıralarsak daha anlaşılır ve kolay olacak, geçen yılı anlatmak için....

Bir isim vermek gerekirse "İhanetler Yılı" diyebiliriz... Biraz daha genişletip, kendi özelimizden bakarsak "İhanetler yılı ve Muhteşem Direniş" diyebiliriz.

Ülkemiz açısından 2016 yılı tam anlamı ile "İHANETLER YILI oldu.... Bilinen düşmanların ve içerideki hainlerin dışında, inanılmaz ve tarifi yapılamaz bir boyutta, bizden bilinen, biz olduğu düşünülen ve dost/müttefik diye tabir edilenlerin yaptıkları ihanetler kolay kolay anlaşılmayacak, hazım edilemeyecek ve etkileri silinmeyecektir.

2016 yılı, Ülkemiz düşmanlarının, yerleşik tüm argümanları ters yüz edecek biçimde kendilerini deşifre edecek, elemanlarını gün yüzüne çıkaracak ve tüm bilinir saldırı biçimlerini bi kenara atacak saldırıları ile anılacaktır.

Şehirlerin hendek savaşları ile işgal edilmek istenilmesi, can evlerimizde patlatılan canlı bombalar, Düşürülen Rus uçağı, öldürülen Rus elçi, güvenliğimizi teslim ettiğimiz, silahlarımızı emirlerine verdiğimiz, bizim olduğunu/bizden olduğunu sandığımız asker, polis ve diğer kam görevlilerinin yaptıkları akıl dışı, vicdan dışı, ahlak dışı ihanetler......Aleyhimize kurulan ve sürekli bize saldıran terör örgütlerine açıkça destek vermeye ve bunu utanma bir yana büyük pişkinlikle savunmaya çalışan sahte müttefikler...

15 Temmuz Gecesi ise tüm bu ihanetlerin şahı olacak bir gece... Tüm karanlık, tüm kirli ve tüm utanmaz işbirliklerinin, ,ihanetlerin ve vicdansızlıkların bir araya geldiği kara bir gece... 2016 yılının öne çıkacak ve açık ara önde duracak en önemli günü.... Belki de tarihin yazıldığı/değiştiği en önemli günlerden biri.....Anlaşılması, çözülmesi ve temizlenmesi yılları alacak; Belki de tam anlamıyla başarılamayacak!

Bu derece de iç içe girmiş şifreli, korunaklı, maskeli, riyakarlık ve birbiri ile ilintili bir ihanet örgüsünü çözmek, hele ki bunu yapacak olanların bir kısmının da bu örgünün bir parçası olma ihtimali düşünüldüğünde ne derece güç olduğu anlaşılır.....

2016 yılı ülkemiz için top yekün her alanda ve her anda bir DİRENİŞ yılı olmuştur. Destansı bir mücadele ile vatanseverler canları, malları pahasına gözlerini kırpmadan siper olmuşlardır al yıldızlı bayrağa...

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

5 Aralık 2016

Hürriyet'in Dolar Aşkı

Hürriyet gazetesinin yanlı, manipülatif yayıncılık anlayışının en belirgin görünen alanlarında biri de ekonomide görünmektedir. Ekonomide yaşanan olumlu haberleri en şaşı hali ile görmemeye çalışırlarken, incir çekirdeğini doldurmayan olumsuz gelişmeleri ise büyük ekonomik krizler şeklinde verme eğilimi zaman zaman dengesiz işlere imza atmalarına da neden oluyor.

O kadar yanlı o kadar amaçlı yayınlar hazırlıyorlar ki bu uğurda "okuyucu yorumlarını" bile sansürlemekten, manipüle etmekten geri durmuyorlar.

Yıllardır manşetten "Dolar Uçtu, dolar fırladı, doları çıldırdı, Son yüzyılın rekoru, Doların ateşi çıktı" ve daha onlarca insanları yönlendiren, bir şeyleri tetikletmeyi amaçlayan haberleri bıkmadan, utanmadan yapmaktadırlar.

Ne zaman böyle bir "Dolar Haberi" görsek her halde, %10, %20, %30 filan fırladı diye düşünerek şaşırdığımızda, gerçekler daha şaşırtan bir kızgınlığa götürdü, durdu bu süreçte..... Her seferinde rutin dalga bandında oynayan ve dünyada ki gelişmelere bağlı %1-2'leri geçmeyen değişimler bu şekilde verilmeye devam etti.

Son bir aydır "Doları Yükseltmeyi" milli bir vazife sayan ekibin en gözde gazetelerinden olan hürriyette bu haberler tavan yaptı. "Patron Çıldırdı" Misali bir pazarlama mantığı ile manşetler de dolar aldı başını gitti ve bizler çok geç kaldık onu yakalamaya..... Kaç kere koşa koşa döviz bürosuna koşup döviz alasımız geldi.... Tıpkı 90'larda olduğu gibi..... Neyse ki anı hareketleri sevmediğimizden beklemek daha mantıklı geldi....

3 Aralık 2016

Memleketin Canı Yanarken Kimlerin Cebi Dolar

Bir gazetenin haberi verme biçimi veya Twitter’da hangi tag’ı açma/tag’ın peşine takılmanın neticesinde, bu eylemi yapanların hakkında en geçerli ve en isabetli değerlendirmeleri yapmamızı sağlar.

Haberin yeri, puntosu, kullanılan görseli, görselin açısı, yazının rengi ve vurdu yapılan temaları haberin niyetini belli eder. Ya da twitterda “Dolar al bankadan paranı çek” şeklinde bir tag açan/ona destek çıkanın amacını/aidiyetini çözmenin zorluğu bulunmakta mıdır acaba?

Ülkemizde bu algı oyunlarını, subliminal saldırıları sistematik ve yoğun bir biçimde kullanan yerleşik ve güçlü bir düzen var.

İyi, olumlu, pozitif etkiler yaratacak, birlik beraberliği ve yaşama arzusunu yükseltecek, insanları mutlu edecek bir gelişme, bir olay vb olduğunda, bu ekip hemen bunu azaltmanın, tersine döndürmenin, gündemden düşürmenin veya değersizleştirmenin bir yolunu bularak bir bu açıdan saldırmaktalar. Bu saldırılar ile bu güzel şeylere vesile olanları pişman etmekte, mutlu olanları ise anlamsızlıklar girdabında huzursuz bir boşluğa itmektedirler.

Mesela hayatın her alanında yaşanan başarılarda, yeniliklerde, ilerlemelerde bunlar mutlaka devreye girmektedirler. Örnek olarak ülkemizin Marmaray, 3. köprü, Hızlı Tren, Uzaya gönderilen uydular, bastırılan acımasız kanlı darbe girişimi, Avrupa kupasına mucizevî biçimde katılmamız, son olarak Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı konusunda varılan hayati mutabakat ve daha onlarca gurur duyulacak, tarihi değiştirecek, geleceğe büyük bir güven umutla bakmamızı sağlayacak şeyler bu kurulu düzence sabote edilmekte ve yeterince toplumda içselleştirilemeden, farkına ve önemine varılmadan gündemden düşürülmektedirler. Bunlar kesinlikle bilerek yapılmakta ve toplumsal mutluluğun, gururunun ve birlikteliğin önüne set çekilmektedir.