26 Ağustos 2016

Yavuz Sultan Selim Köprüsü: Uzat Elini Bir Asır İleriye

Çok zor bir işi tüm zorluklarını göğüsleyerek, tüm tehlikelerini bertaraf ederek tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Hayırlısı ile 26 Ağustos 2016 tarihinde kullanıma açılacak.

Bu köprü ile yedi düvele karşı bin bir çeşit oyuna, tuzağa, hileye galip geldik. Mahkemeler, Odalar, birlikler, dernekler ile başlayan engellemeler, Gezi Olayları ile gayri nizamı bir hal adlı. 17/25 Aralıkta hepten kendilerini ve niyetlerini belli ederek hırsızlık/yolsuzluk kılıfı altında ülkemizi çalmaya/milletimizi imarsız yolsuz bırakmaya çalıştılar. Ne kadar Ülkemiz için büyük proje yapan iş adamı var onlara saldırdılar. Hiç biri olmayınca, tarihimizin en utanç dolu, en gaddarlık dolu darbesi ile tüm Milleti topla tüfekle, tankla uçakla teslim almaya çalıştılar.

Milletimizin tek silahı olan yıkılmaz inancı ile, sabır taşlarını paramparça ederek tüm bu hayasız akınları püskürtüp bertaraf ettik. Bu konuda o kadar maharet kazanıp, o kadar mahir olduk ki akşam darbe püskürtüp sabah işe gittik; Hiç şaşmadan yüz binlerce Silahlı Polis, Asker arasından, anında hangisi hain hangisi kahraman ayır eder hale gelip;Hainleri pataklayıp derdest edip, Kahramanları omuzlayıp beraberce operasyonlar yaptık. Yetmedi daha bir ay geçmeden Milletini bombalamış, tanklarla üstünden geçmiş, Yöneticilerinin, amirlerinin canına kast etmiş hainlerden temizlenmeye çalışılan ordu ile bir anda Cerablus denilen terör yuvasına göstere göstere girip temizliğe başladık.

Tüm bunları düşününce yaklaşık 3 yılda bir köprüyü bitirmek çocuk oyuncağı gelmeli bize. Aslında da öyle. Aynı anda dünyanın sayılı hava alanlarından birini, birkaç büyük köprüyü, yer altı tüp geçitlerini ve daha onlarca büyük yatırımı çekirdek çıtlar gibi bitirmekte, üstüne darbeler bastırıp, ekonomiyi büyütmekte ve dışarıya operasyonlar yapmaktayız. Bu sırada her türlü alçak terör saldırılarına, suikast girişimlere karşı koyup, kurumlarımızın içinden yüz binleri bulan hainleri temizlemekteyiz. Ayrıca aralara 3-5 büyük seçim serpiştirip, bazılarını tekrarlayıp, hiç bir duraklama yapmadan ayak üstü bir kaç hükumeti yıkıp, yenilerini kurmayı da eklemiş bulunmaktayız!

Tüm bunları bir kişiye sadece düzgünce yaz desek, olmaz der bu akıl alır bir şey mi diye itiraz eder. Bizse unuttuklarımız hariç bunları aynı anda yapmaktayız. 

Şöyle ki bir kişi düşünün; Gözü açık, uyuşturulmadan kalp, safra, beyin her ne organı varsa ameliyat olup, aynı anda vücuttaki kirli kanı değiştirirken; Diğer yandan da işini gücünü sürdürüp, kolu komşuya da yardım etmekte...

Bir de üstüne dost ve müttefik bellediklerimizden bırakın bir geçmiş olsunu, kolay gelsini, başarılı olsunu; Her türlü belden altı ile, en hayasızcası ile, en düşmanvari biçimi ile saldırılara uğramakta, eleştirilmekte, önüne engeller çıkarılmakta ve utanmazca tehditler edilmekte iken.

İnanılmaz ama gerçek! Tamamı ile gerçek! Eksiği fazlası ile var, fazlası zerresi kadar yok! Tüm bu yaptıklarımızın tek tuhaf ve anlaşılmaz tarafı; Yaşanılan ve yapılan bu akıl almaz şeyleri normalmiş gibi hiç istifimizi bozmadan karşılıyor olmamız ve şaşkınlığa düşmemenizdir. 

19 Aralık 2015 tarihli “Köprü Kurmak:Yavuz Sultan Selim Köprüsü” isimli yazımızın giriş kısmına şöyle yazmıştık:

“Köprü BAĞ demektir. Köprü kurmak zor ve meşakkatlidir. İrade ister, güç ister ve en önemlisi sabır ister. Köprü kurma isteği, ekseriyetle karşısında, Köprü yıkma isteğini de bulur. İki isteğin çatışması güç mücadelesidir aslında. Gücü aklı ile kullanan bu mücadeleyi kazanır daima.”

Sonrasında da köprünün son tabliyesinin konulması sonrası 07 Mart 2016 tarihinde yazdığımız "Gücü aklı ile kullanan kazandı!Kazanacak" isimli yazıda bunu belirtip, şöyle yazmıştık:

Çok şükür ki köprüler kuran ve milletimizi geçmişi ile geleceği arasında sağlam bağlar ile bağlamaya çalışan, ülkemizin aklıselim tarafı bir zaferini daha muhteşem Yavuz Sultan Selim köprüsü ile taçlandırdı.

Bu vesile ile köprünün hayırlara vesile olmasını temenni eder; Başta iradesini, cesaretini, inancını ve aklını bu işe adayarak, önündeki her türlü engeli yıkıp geçen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a; Bu yolda ona yoldaş olan,  çalışması, enerjisi ve engin ufku ile böyle muazzam bir eserin ortaya çıkmasında büyük pay sahibi olan Ulaştırma bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a ve diğer tüm ilgililere, çalışanlara şükranlarımızı sunar, teşekkürlerimizi iletiriz.

Allah(c.c) bu yolda inancımızdan, sabrımızdan, çalışkanlığımızdan ve aklıselim oluşumuzdan eksiklik vermesin deriz, darısını diğer büyük projelerin başına olmasını dileriz.

Bu temenni ve duygular ile Yavuz Sultan Selim Köprüsünün hayırlı uğurlu olmasını diler, Milletimizin böyle güçlü köprüler ile bir olup geleceğe sağlam bağlar kurmasını temenni ederiz.

21 Ağustos 2016

Bu Bin Yıllık Bir Kavga: Bir Olalım Bin Yılı Kazanalım

Biz böyle bir milletiz. Onlarca devlet kuran, onlarcasını yıkanız. İyi yönleri kadar kötü yönleri de güçlü olanız. Kahramanlar kadar hainlerinde yetiştiği topraklarız. Hem çorak, hem verimliyiz. Kavga etmeyi çok seven, sukutun kıymetini bilmeyenleriz. O nedenle onlarca ermiş, yüzlerce derviş yüceltmişiz. Yeseviler, Yunuslar, Hacı Bektaşiler, Mevlanalar ve daha niceleri.

Bu topraklarda Düşmana hiç lüzum kalmamış, kendi hainlerimizden ötürü. Elmanın kurdu gibi yetişmiş durmuş içimizde. Her zayıf düştüğümüzde, her yenilenmeyişlerimizde yemiş bitirmişler içten içe bizi.

Yine büyük hainlerin gün yüzüne çıktığı, yine bizi yıkmak için, dış etkenlerle birlikte saldırdığı bir dönemdeyiz. En sinsi, en yıkıcı ve en acımasızlarından biri ile karşı karşıyayız. Ne kadar iç ve  dış düşman varsa tek merkezden farklı cephelerden saldırı altındayız.

Bu öyle güçlü ve yok edici bir saldırı ki; Bir an bile tereddütte düşmeden, bin bir parçaya bölünmeden tek yürek, tek bilek olup, önce kararlıca durdurup, sonra yıkmak için bu bloğu, bir an önce saldıran pozisyonuna geçmeliyiz.

Saldıranların hedefi, planı ve komuta merkezleri belli ve koordinelidir. Hedef Erdoğan üzerinden tüm milletimizdir. Farklı farklı cephelerden gelse de saldırılar, tek hedefe yönelik ve tek merkezden idarelidir.

Şimdi ayrı, gayrı düşünmeden tek bir bilek olmalı, tek bir yürek olmalı tüm vatan sathını savunmalıyız. Düşürülmek istenen, Liderimiz Erdoğan'ın etrafından bir şüphe olmadan birleşmeliyiz.

Bu savaşta cephede olanlara sağlam bir sırt olmalı, her türlü kahpe fitneye, fesata, küçük hesaplara meyil vermeden tek nefes olmalıyız. Vatan için tüm varlığını ortaya koyanlara tüm imkânlarımız ile güç kuvvet vermeliyiz. Onları namerde muhtaç kılmamalıyız. İyisi ile kötüsü ile Sevabı ile günahı ile tek olmalı, bir olmalıyız.

Amaç bizleri binlerce parçaya bölmek. Amaç bizleri bir güç olmaktan çıkarıp, yıllarca sürecek ezilen bir zümreye dönüştürmek. Bu tuzağa düşersek 7 kuşak öteye, gelecek nesillerimiz kurban ederiz, bu uğursuz, bu alçak ve bu kudurmuş saldırılara.

Unutmayalım; Bu saldırılar Erdoğan'a değil, bu Vatana; Bu direnen Sadece Erdoğan değil, tüm vatan; Kazanırsa sadece Erdoğan değil, tüm Vatan kazanıp şahlanacak, tarihin engin vadilerinde gururla; Yenik düşerse sadece Erdoğan değil, tüm Vatan kayıp edecek ve onlarca yıl sürüklenip, ezilip, yok olma mücadelesi  verecektir nesiller boyu milletimiz.

O nedenle bu saatten sonra sen ben olmamalı. Kişisel kavgalar, kırgınlıklar, çekişmeler olmamalıdır. Bu saatten sonra en fazla ikiye ayrılabilir bu millet: Biri hainler sahtı, biride vatanseverler sahtı diye. Kurtuluş için, güçlü ve bağımsız bir ülke için başka şansımız bulunmamaktadır.

Bu saatten sonra hepimiz Erdoğan; Erdoğan hepimizdir. Rengimiz, dilimiz, dinimiz, ne olursa olsun, biz rengârenk bin bir tende, bin bir tatta tek bilek, tek yürek bir milletiz.

Öncelikli tek hedefimiz bu devleti bu topraklarda egemen kılmak ve Memleketin tapusunu tüm ipotekleri kaldırarak üzerimize almaktır. Sonrası bu cennet topraklarda binlerce farklı yola, binlerce farklı biçimde yayılır, binlerce yıl sürecek kavgaları, eğlenceleri, üzüntüleri, mutlulukları yaşarız. Memleket bizim değil mi?

Hadi bininci kez bir daha gösterelim bunu tüm dünyaya. Öyle bir gösterelim ki bin yıl daha dönüp yan gözle bakamasınlar Anadolu’ya.