Bazen bazı şeyler hayatın rutini içinde sırıtır,
taşlar tam olarak yerine oturmaz. Böyle durumlarda eğer ki bu şey rutini
etkilemiyorsa üstüne düşülmez ancak aklın kuytularında durur.
Öyle bir an gelir ki bu anlam bulamayan, yerine
oturmayan şeyler bir anda tamamlanan bütünün en kilit elemanı/anı olur. Bu
noktaya gelmek için ise muhakak ki bütünün anlamlı hal almasını beklemek
gerekir. Eğer ki önden tahminde bulunmak isteniyorsa ya çok güçlü bir muhakeme
yeteneği ya da kahinlik derecesinde tahmin yeteneği gerekir.
Kahinlik normal insan limitleri içinde olmayacak bir
imkan olduğundan, çoğunlukla muhakeme yeteneği ile değerlendirmeler sık
yapılandır.
Muhakeme içinse en önemli dayanak tecrübelerdir.
Muhakeme ayaklarını ve değerlerini geçmişin anlamlı bölgelerine yerleştirirse
isabetli sonuçlara erişebilir. Aksi şansa kalmış denemelerdir.
Bunun en güzel örneği son olarak ABD seçimlerinde
yaşandı. Zaten bu yazıya neden olan düşünce fırtınası da bu seçim sonrası
tetiklendi.
Bilindiği üzere yaklaşık iki yıla yakın süren seçim
öncesi ve sonrası gelişmelerde dünya çapında bir algı çalışması yapıldı. Sanki
dünya başkanı seçiliyormuşcasına bizlere de ABD'de olduğu gibi Clintion
güzellendi, TRUMP ise ötelendi. Neredeyse 08/11/2016 günü erkenden kalkıp oy
kullanmaya gidecek hale gelmiştik.
Seçim öncesi, seçim sırasında ve seçimin hemen
sonrasında kazanması gereken, kazanmaya layık, kazanan ve en son bi mazbatasını
almadığı kalan Clinton doğal winner oldu. Trump'ın bu seçimde olması ise başlı
başına ABSÜRD bir şeydi.
İşte bu ABSÜRD olma durumu bizim dikkatimizi çekendi.
Başta tanımlamaya çalıştığımız durum işte çoğunluk ile bir tür ABSÜRD olma
durumları idi.
ABD seçimlerinde sonuç olarak ABSÜRD olma durumu
seçimlerin hem galibi hem yitireni idi.
ABSÜRTlüğün “ilk hali”, seçimi kazanırken; ABSÜRTlüğün
“son hali” ise, tam anlamı ile okkalı bir yenilgi alıyordu.
ABSÜRD olarak karşımıza arzı endam ettirilen konu
TRUMP’ın başkan olarak hayal edilmesi idi.
Öyle ki bu durum, yıllar önce (ta 2000 yılı) tıp ki
bugünkü durumla mükemmele yakın bir biçimde eşleşecek isabetle ABSÜRD komedi
olarak ünlenen Simpsons’larda işleniyordu. O dönemin şartları içinde en fazla
gülüp geçilecek bir ABSÜRT’lük olan durum bugün gerçekleşiyordu. Hem de kendi
partisi dahil dünyanın tüm hakimlerince engellenmeye çalışılmasına rağmen!!!
Pehhhhh….pehhhhh…..pehhhh.
ABSURT’lüğün kayıp eden tarafı “Son Hali” ise,
seçimleri anlamsız kılacak seviyede, tüm ahlaki, siyasi, vicdani teamüllere
karşı yürütülen “Clinton Güzellemesi, TRUMP ötelemesi” kampanyasıydı.
O kadar akıl dışı, demokrasi dışı, hukuk dışı ve ahlak
dışı bir ABSÜRTlük yaşanmasına karşın, SÖZDE toplumun önde gelen kodamanları,
sanatçıları, yöneticileri, sporcuları, sanatçıları, siyasetçileri,
akademisyenleri, kanat önderleri veeeee daha niceleri….. (Güya hepsi bizlere
değer sahibi otoriteler olarak dayatılan) tam teşekküllü bir halde, tek bir ama
bile demeden bu kampanyada en önde yer almak için yırtınıp durdular. Ama kayıp
ettiler….
Bu durum bizler için şu anın, anlamı yıllar sonra
anlaşılacak ABSÜRTlüğü olarak kayıt altına alındı. Kim bilir bu ABSÜRTlüğün
yıllar sonra nasıl bir anlamı olacak….
Gelelim asıl konuya…..Bu kadar kelam ne içindi. Neyin
girizgahıydı acaba…..
TRUMP’ın kazanması ile sosyal medya yine en usta
olduğu “geyik muhabbetine” dalmakta zaman yitirmemiş ve aklın girdaplarında
tebessüm ettiren çalışmalara imza atıyordu. Bunlardan biri de TRUMP’ın yerine
Ali Ağaoğlu’nun konularak benzer bir çağrışım ile yapılan ABSÜRT’lük denemeleri
idi….. Güldük ama bir tenha köşeye de not ettik. Nerden bilebilirdik ki bu
tenhaya atılmış anlamsız notlar birleşince böyle bir anlam oluşcak diye. Bir an kendimizden ürktük….. Devreleri
kontrol edip, fazla uçmadan bir yoluna koyduk….
Hemen hemen aynı tenhalıkta bir kenara attığımız bir
isim ve hakkındaki anlamsız notlar TRUMP’ın seçim zaferi, Simpsons’ların
kehaneti Ali Ağaoğlu geyiği ile 10 Kasım 2016 günkü manşetlere çıkan yürüyüş
ile anlamlı bir bütüne kavuştu…. İşte bu anlamlı bütünlük bizim geleceğe dair
ki en makbül ABSÜRTlüğümüz olarak yazıya döküldü.
Normal şartlar içinde bu biçimde ve bu kadar popüler hiçbir
alanda girişimde bulunmayan bir aileden ferdi olarak, son yıllarda her gündemin
içinde bir şekilde “Pozitif” anlamlar ile yer bulan bu kişi, bizim gelecekteki “BAŞKANLIK”
yarışına sokulacağını tahmin ettiğimiz kişi olarak anlamlandırılmıştır.
Gerek Fenerbahçe gündeminde, gerek Gezi olayları ve
sonrası gündemlerde, Gerek sosyal içerikli konularda ve en son 3.000
Fenerbahçeli ile Anıtkabir’de bir önder edası ile yapılan yürüyüşte dikkatimiz
çeken bu kişi Ali Koç’tur.
Kendisi her ne kadar Fenerbahçe başkanlığı için öne
çıksa da, bu cepheden gösterilse de, bu bize manasız gelen, yaşamın,
ülkemizin ve ailesinin rutinine uymayacak kadar gerçeküstü bir plandır. Taaa
2018 yılında olması muhtemel bir kulüp başkanlığı için aday olmak!!!!! Hele ki
Aziz Yıldırım etkisi bu şekilde etkinken….
Bizim tüm bu anlamsız parçalarını yerine koyup geçmiş
tecrübelerimizle yapmış olduğumuz muhakeme ile vardığımız anlamlı sonuç, Geleceğin
beklenmedik Başkan adayı olarak konuşulacak ismi Ali Ağaoğlu değil, Ali Koç’tur.
Bu olur mu olmaz mı bilemeyiz. Sadece anlamsızlıklara
bir anlam katma çabası sonucu oluşan bir “Öngörü”… Olursa nasıl olur herkesin
hayal gücüne, muhakeme yeteneğine kalmış.
Kim bilir belki de böyle bir şey yoktur ve tamamı ile yanılıyoruzdur. Kim bilir belki de hiç aklında yokken kazara bu yazı önüne gelip aklının kuytu köşelerine bir ABSÜRDlük olarak not olur....
Kim bilir! Hayatın ne getireceğini, Yaradandan başka. O yüzden her şeyin hayırlısı diyerek, bu muhakemeye dayalı tahminimizi Hayırlısı Allah'tan diyerek noktalayalım....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder